Üniversitelerin Halkla İlişkiler Bölümleri,
mesleğimizdeki kalitenin yükselmesinde en önemli etkenlerden
biri oldu.
Diğer bir etken ise, sektörlere göre
farklılık gösterseler de firmaların mesleğimizin önemini
kavramış olması. Firmaların gerek bünyelerinde yer verdikleri
Halkla İlişkiler departmanları, gerekse Halkla İlişkiler
şirketleriyle çalışmaya yönelik tercihleri; üniversitelerde
bu işin akademik yanını öğrenen gençlerimiz, geleceğe
ümitle bakmamı sağlıyor.
Birçok sektöre göre çok iyi bir noktadayız.
Daha iyi olacağız.
Bu işe başladığımda yalnızca mesleğimi
anlatma konusunda zorluk yaşamadım; kadın olmanın getirdiği
güçlükleri de aşmam gerekti. Erkeklerin egemen olduğu
sektörlerde, imaj, kurumsal kimlik, pazarlama, strateji,
çevre ve kriz gibi ciddi konularda sözümün dinlenmesi
için çok mücadele ettim.
Çok yoruldum ama başardım.
Dünya ve Türkiye’deki fotoğraf, ne kadar
doğru davrandığımı gösteriyor.
Çünkü şuna inandım; Halkla İlişkiler
ne kadar iyi olursa, firmalar o kadar başarılı olurlar.
Yürümekle uçmak arasındaki fark gibi!
Daha katedilecek çok yolumuz var, doğrudur.
Ama bir o kadar da deneyimimiz var; hem ülkemizde hem
de dünyada. Benim öncelikle söyleyeceğim şey, arkadaşlarım
işlerini yaparken bu deneyimlerden mutlaka yararlanmalılar.
Halkla İlişkiler Derneği’nin (HİD) 30.
Yılı vesileyle, meslektaşlarımın mutlaka başarıyla yapmaları
gereken görevlerden birkaçını daha hatırlatmak istiyorum.
Halkla İlişkiler elemanı, öncelikle
toplumsal değişimleri yakından izlemeli ve bu değişimi
öngörmelidir (yabancıların perception management dedikleri
şey). Daha ilk işaretlerden itibaren, durumu gözden
geçirip sonuçlarının getireceği etkinlikleri ölçmeli,
bundan firmaları haberdar etmeli ve bilgilendirmelidir.
Bu görüşler gelişigüzel veya geceleri
istihareye yatarak oluşmaz.
Halkla İlişkiler çalışanı tarafsız davranırken,
hayallerden uzak, gerçeklere dayalı, durumu bütün objektifliği
ile kavrayabilecek, değişimin kısa süreli bir ilgi mi,
bir moda akımı mı veya kalıcı bir toplumsal değişim
mi olduğunu ayırdedebilecek donanımda olmalıdır.
Unutmayalım ki, birçok sektör yöneticisi
kendi işi dışındaki gelişmeleri çoğunlukla zamansızlıktan
takip edemez. Halkla İlişkilerci, yalnızca kendi mesleğini
değil, politika, ekonomi, işletme, hukuk, sosyoloji,
psikoloji, muhasebe, teknik bilgi, tarih ve sanatın
her alanı hakkında mutlaka bilgili olmalı ve gelişmeleri
yakından izlemelidir.
Bu birikimini işine aktarırken de mutlaka
yaratıcı ve sorun çözücü olmalı.
Halkla İlişkiler, firmaların vicdanıdır.
Dolayısıyla meslektaşlarımız âhlaklı ve kendisini toplumsal
mutluluğa adamalıdır.
Bir önemli nokta daha; meslektaşlarımız
yaptığımız işi, reklamla karıştırmamalı, mesleki ve
toplumsal sorumluluğu olduğunu hiç aklından çıkarmamalıdır.
Mantık ikna edebilir ama kişiyi duyguları
harekete geçirir.
En iyisi kafa ile yüreği birlikte çalıştırmaktır.
Sevgilerimle...
Betûl Mardin
Onursal Başkan
Image Halkla İlişkiler
